Çeviklik ve Dayanıklılık Her Zamankinden Daha Önemli Olacak
28-04-2020

COVID Krizi bizi çalışma yöntemlerimizde ciddi yenilenmeye zorluyor. Yeni kriz sonrası dönemde ÇEVİKLİK ve DAYANIKLILIK hayatta kalmanın anahtarı olacak..!

Her kriz -tabiatı gereği- yaşamlarımızı derinden etkiler; eskinin yerine yenisini getirir. Şimdilerde küresel virüs salgınıyla boğuşurken hepimiz bu global krizin de tüm ezberleri bozmasını, tüm paradigmaları değiştirmesini bekliyoruz. Yeni dönemde, şirket kültürünün temel belirleyeni olan kurumsal yapı ve yaklaşımların da önemli ölçüde dönüşüme uğrayacağını öngörmek zor değil. Kısaca yeni bir çalışma düzeni bizi bekliyor. Peki buna hazır mıyız?

Yuval Noah Harari ünlü kitabında "Sapiens iletişim kurma, işbirliği yapma ve nihayetinde uyum sağlama yetenekleri sayesinde Yaratılışın Üstatı oldu"diyor. COVID sonrası evrede de, aynı şekilde işbirliği yapma ve iletişim kurma yöntemlerimizi adapte edebilme kabiliyetimiz sayesinde yarışın önüne geçebileceğiz. 

Krizden sonraki safhada artık yeni bir evrim çağı gelip kapımıza dayanacak. Kurumlar yeniden yapılandırılacak, kaynaklar yeniden dağıtılacak ve hem kurum-içi hem kurum-dışı ilişkiler yeniden tasarlanacak. Dahası, şirketler kriz zamanında aldıkları her kararın hesabını -her paydaşına- vermek  zorunda kalacak. Kısaca şimdiden muhasebesini yapmak belki de fena fikir değil. Yaşadığımız bu bozulma ve yeniden dönüşüm evresindeki zorlukların üstesinden gelmek için adaptasyon kabiliyetine ihtiyacımız olacak. Kısaca, Çeviklik hayatta kalmanın anahtarı olacak da diyebiliriz.

Krizden sonraki süreçte neler önem kazanacak?

Belki de gerçekten içselleştirmemiz gereken ilk ve en önemli kavram yeniden öğrenmek olacak. Alvin Toffler’in de dediği gibi:

“21. Yüzyılın cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil öğrenemeyen, öğrendiklerinin değiştiğini kabul edemeyen ve yeniden öğrenmeyi başaramayan kişilerdir”.

Her bir kriz aslında kurumunuzun ve ekiplerinizin saf gerçekliğini en iyi şekilde anlatan öğretmenlerdir. Krizler tıpkı turnusol kağıtları gibi şirketinizin aslının ne olduğunu anında değişen renkleriyle gösterir. Yani, kriz sonrasında dikkatli bir değerlendirme yapmak aslında şirketinizin dayanıklılığını artırıp bir sonraki krize hazır hale gelebilmesi için mükemmel bir şanstır. Peki ‘dayanıklılık’ neden önemli? Önemli, çünkü artık mesele bir krizin ‘gerçekleşip gerçekleşmeyeceği’ değil, sadece ‘ne zaman’ olacağıdır. Bu noktada ‘öğrenmek’ ‘yeniden öğrenmek’ ve bu öğretilerle kendi dayanıklılığını arttırmak bir hayat meselesi haline gelmektedir. Çalışmakta olduğunuz kurum da yeniden-öğrenim odaklı, deneyimlerini yeni rutin ve alışkanlıklar geliştirmekte kullanıyor ve Çevik yönetimi benimsiyorsa oldukça şanslısınız demektir. Çünkü böylece kurumunuzun işleyişini ve kültürünü yeni döneme hızla uyumlu hale getirebilirsiniz. Bu da size esneklik ve dayanıklılık kazandırır ve işin özünde İş Sürekliliğinizin sağlam temellere oturmasını sağlar.

Peki başka hangi kavramlar önem kazanacak?

Liderlik daha da önemli hale gelecek. Ama şu hususu gözden kaçırmamak lazım: ‘Lider’ derken şirketleri ve insanları kontrol edebileceklerini sanan resmi liderlerden ve yöneticilerden bahsetmiyoruz. Bizim bahsettiğimiz Çevik Liderlik. Bu liderlik yapısında her birey kendi sorumluluklarını üstlenir, ekiplerle verimli şekilde iş birliği yapar, ortak hedef çevresinde kenetlenir ve elinden gelen en üstün eforu sarf eder.

Uzaktan çalışma ve çalışan bağlılığı kavramları bir araya gelince üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir konu haline dönüşecek. Çoğu çalışan artık -bazı dezavantajlarına rağmen- evden de çalışılabildiğini anlamaya başladı. Yani, dengeli bir yaşam-iş ilişkisi, uzaktan çalışma yöntemiyle de birleşince, artık birçokları için elde edilebilir ve arzu edilebilir hale dönüşecek.

Ayrıca, bünyesinde birçok çalışana sahip olan şirketler, finansal olarak kendilerini oldukça zor ve riskli bir durumda buldular. Belki bu deneyim bile  yakın gelecekte şirketlerin daha fazla bağımsız danışman ve serbest çalışanlara (freelancers) yönelmesine yol açabilir. Şirketler böylelikle insan kaynaklarını gerçekten de ihtiyaç duydukları zamanda tam olarak ihtiyaç duydukları alanlara doğru kaydırabilirler. Ya da şirket yapıları birer start-up kültürüyle yönetilmeye ve çalışanların birer girişimci mantığıyla şirketlerine katkıda bulundukları alternatif çalışma yöntemleri tartışılmaya başlanılabilir. Sonuçta, kriz sonrasındaki değişen düzende şirketlerin büyüme ivmelerini yeniden kazanabilmeleri için ya eksikliği duyulan spesifik alanlarda çalışacak bağımsız iş yeteneklerine ihtiyaçları olacak ya da şirket çalışanlarını katmadeğerli birer girişimci gibi değerlendirecekler. Yani önümüzü tam olarak göremesek de yeni bir çalışma düzenine girdiğimizin genel olarak farkına vardık.

engagement 2

Tabii, uzaktan çalışma arttıkça -zaten ayrı bir konu olan- çalışan bağlılığına çok daha fazla dikkat edilmesi gerekecek. Çünkü yeni düzende artık hem şirket-içi hem de şirket-dışı iş gücünü göz önünde bulundurmak ve herkesi ortak bir hedef etrafında -hem de uzaktan- birleştirmek gerekecek.

Kısaca, şirketler Covid-19 krizinden sonra işgücü stratejilerini tümüyle yeniden planlamak zorunda kalacaklar. İşte tam da bu stratejik evrede, şirketlerin aslen bilgi ve birikim merkezleri olan İK profesyonelleri -stratejik hareket etmeleri halinde- önemlerini arttıracaklar. Çünkü yeni Çevik kültürün daha hızla nüfuz etmesinde onların bilgi ve deneyimleri önem kazanacak. Ve bahsettiğimiz gibi Çeviklik yeni dönemin olmazsa olmazı çünkü bu kültüre sahip şirketler yıkıcı ortamlarda bile fırsatların kendi içlerinden çıkabileceğinin farkına varabilecekler.

Fırsatları görebilmek için ise, uyum sağlayabilme, yenilikçi olma, iş birliği, iletişim, değişime açıklık, üst düzey eleştirel düşünce gibi yetkinlikler gerekli olacak. Ve bu yetkinliklerin işgücünde pratiğe yansıması -kriz, teknoloji ve çevrimiçi eğitimlerin de etkisiyle- çok daha hızlı olacak. Elbette dengeyi bulmak kolay değil; bir yandan var olan iş kolunda servis vermeye devam ederken bir yandan da yeni becerileri ekibe kazandırmaya çalışmak kolay değil. Bu değişim süreci; devrim değil, bir evrim: Küçük ama kararlı adımlarla, mümkünse bir mentor ve Coach rehberliğinde hareket ederek bu değişikliklerin şirketin yapısına ve kültürüne uygun şekilde benimsenmesini sağlayabilirsiniz.

Dikkat edersek, uzaktan çalışma döneminde her ne kadar teknoloji hayatımızda daha fazla etkili olacaksa da yine de bütün mesele gelip insana dayanıyor değil mi? İşte bu yüzden, tüm bu değişimlere uyumu hızlandırabilmek için kolaylaştırıcı yapılara ve ortama ihtiyacımız var. Bu noktada İK faaliyetleri stratejik öneme sahip olacak. İK’nın teşvik/prim planlarını değiştirmesi, yetenek kazanımı ve işe alımları yenilemesi şart olacak. Kısacası tüm İK faaliyetlerinde daha Çevik olmak gerekecek ve Çevik İK krizden sonra kendisini toparlayıp daha hızlı büyümek isteyen tüm şirketler için çok daha kritik bir rol oynayacak.

Toparlamak Gerekirse

Her bir kriz aslında eski sistemin artık sürdürülemediği birer dönüşüm dönemine işaret eder. Covid-19 krizi de tıpkı bir madalyonun iki yüzü gibi bir paradigma değişimi yaratmaktadır.

Madalyonun bir yüzünde tüm dillere aynı anda giren yeni “sosyal mesafe” kavramı oluşmuştur. Yakın zamana kadar teknolojinin bizleri fiziksel olarak birbirlerimizden uzaklaştırdığından şikayet ederken şimdi teknolojiyi sosyal mesafe çatısı altında bizleri yakınlaştıran bir kolaylaştırıcı olarak övüyoruz! Bu açıdan baktığımızda, yeni uzaktan çalışma döneminde teknolojinin önemli bir kolaylaştırıcı unsur olduğunu söyleyebiliriz. Kısaca uzaktan çalışırken birbirimize daha yakınlaşacağız!

Diğer taraftan teknolojiyi bir araç olarak kullanırken “insani dokunuş”un özlemini daha da fazla çekeceğiz. İşte bu noktada da insana dair birkaç sihirli anahtar kelime telaffuz edilebilir:

· Öğrenmeye açıklık ve Çevik Liderlik

· Ortak amaç ve anlam birliği

· Sağlıklı şirket kültürü ve psikolojik güvenlik

· Yetkilendirme, iş birliği ve iletişim

· Birbirine destek olan bölümler / fonksiyonlar

· Bütün takımların bir araya gelerek Çevik ekipler halinde çalışması

Evet, yeni bir düşünce ve çalışma yapısı kapımıza dayandı. Yakın zamana kadar Çevik yaklaşım bazı kesimler için sadece popüler bir kelimeyken bazı şirketler için zaten bir “ihtiyaç” olarak kabul edilmekteydi. Bu küresel kriz bizlere Çevik ilkelerin pratikte bir hayat/memat meselesi olduğunu gösterdi. Yeni dönemde Çevik ekiplerin yeni koşullara daha hızlı ve daha esnek şekilde uyum sağlayabileceğini öngörmek zor değil. Kendi şirket kültürümüzü Çevikleştirebilmek içinse Çevik liderlik, Çevik İK, Çevik Coach’luğuna her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız olacak. Çünkü nihayetinde her birimiz insanız ve kriz her ne kadar bir devrim gibi görünse de esas olarak bizlerin birlikte benimseyip dönüştüreceğimiz bir evrimden başka bir şey değil.

adamlar

Teşekkürler, 

Fikirlerinizi ve yaklaşımınızı merak ediyoruz. Her türlü paylaşımınız için:
inanc.civaz@hagaconsultancy.com

 

Paylaşmak İsterseniz